Sanki her yaz daha da sıcak oluyor gibi geliyor bana. Biz de bu yaz tatilimizi Kaz Dağları’nda geçirmeye karar verdik. Hem denize yakın hem de serin dağ havası alabileceğimiz bir yer seçmeye çalıştık. Çanakkale bu konuda seçeneklerin bol olduğu bir şehir. Ayrıca antik kentler, Ege’nin serin suları, temiz sahilleri ve farklı deneyimlerle Çanakkale’nin Anadolu tarafı gerçekten dolu dolu.
Çanakkale Boğazı’nın Avrupa tarafı hem antik kentler hem de şehitliklerle dolu bir tarih sunuyor bize. Bir sonraki seyahatimizde oraları gezmek ve şahitlik etmeyi istiyoruz.
Antik Kentler
Assos’un Zirvesi: Athena Tapınağı



Otelimize yerleştikten sonraki ilk rotamız Ayvacık ilçesine bağlı, Behramkale Köyü’ndeki Assos Antik Kenti akropolünde yer alan Athena Tapınağı oldu. Tapınak M.Ö. 540-530 yılları arasında bilgelik ve savaş tanrıçası Athena’ya adanarak inşa edilmiş. Tapınak, Anadolu’da bilinen tek Arkaik Dor düzenindeki tapınak olma özelliğini taşıyor.
Tapınak tepenin üzerinde bulunuyor ve Behramkale Köyü’nün içerisinden geçiyoruz. Manzarası o kadar güzel ki tapınak için harika bir konum seçmişler. Geldiğiniz tüm yola değecek bir manzarası var.

Behramkale Köyü yamaçta olduğundan tapınağa giderken sürekli yokuş çıkıyoruz. Sıcak bir zamanda gittiğimizden bunaltıcı olsa da teyzelerin verdiği içeceklerle serinliyoruz. Köyün sokakları hediyelik eşyalarla dolu; başka yerlerde bulamayacağınız heykeller, elişi hediyelikler, şapkalar, magnetler… Tüm evler taşlardan yapılmış ve tarihi bir havası var. Çanakkale aynı zamanda birçok tarihi taş köyüyle de meşhur.
Denize Sıfır Tarih: Assos Antik Limanı



Athena tapınağından manzarayı seyrettiğinizde aşağıda bir liman göreceksiniz, işte orası; tarihi M.Ö. 7. yüzyıla kadar uzanan, andezit taşlarından yapılmış olan Assos Antik Liman. Birçok otel, restorant ve balıkçı teknesi olan bu yer; ulaşımı biraz zor olması sebebiyle kalabalıktan uzak, küçük bir kent yaşamı sunuyor. Sessiz sakin, kedi ve köpeklerin birlikte gezdiği, esnafın güler yüzlü olduğu, deniz havası almak için harika bir yer. Akşam yemeğini burada deniz manzarasında yemek büyük bir zevkti bizim için.
Diğer Duraklar
Asya Kıtası’nın Bittiği Yer: Babakale



Babakale Köyü, Asya Kıtası’nın ve Anadolu’nun en batı ucu (Baba Burnu) olma özelliğini taşıyan tarihi bir Ege köyüdür. Köye ulaşım zor olması sebebiyle sessiz sakin ve izole bir yer olmasını biz çok sevdik.
Köye ismini veren Babakale’nin manzarası harika. Burası Osmanlı İmparatorluğu’nun korsan saldırılarını engellemek amacıyla inşa ettiği son kaledir. Yapımında çalışan mahkumların inşaat bitiminde serbest bırakılmış.
Kalenin yan tarafında Latif Baba türbesi bulunmaktadır. Kendisi bölgeye adını veren ve denizcilerin anısını yaşattığı Bektaşi azizi Sultan Baba’nın kabridir.

Ayrıca köyü ziyaret edenlere, muhtarlık tarafından Asya’nın en batı ucuna ayak bastıklarını belgeleyen bir sertifika verilmektedir. Bu sertifika dünyada sadece 2 yerde veriliyor; biri Babakale’de diğeri Portekiz’de Cabo da Roca burnunda verilmektedir. Babakale nasıl Asya Kıtası’nın en batı ucuysa, Cabo da Roca da Avrupa Kıtası’nın ana karadaki en batı uç noktasıdır.
Zaman Kapsülüne Giriş: Troya Müzesi
Troya, Dünya’nın en ünlü antik kentlerinden biridir ve Çanakkale’nin Merkez ilçesinin Tevfikiye Köyü’nde yer alan geniş bir komplekstir. Buranın önemi Homeros’un İlyada ve Odyseia destanlarında geçen yer olmasıdır. Bu destanlar batının ilk yazılı edebiyat ürünleridir. Troya ören yeri; müzeden, Truva Atı’ndan ve antik kentten oluşmaktadır.




Troya Müzesi, antik kentin girişinde yer alan ödüllü ve modern bir arkeoloji müzesidir. Müze, Homeros’un İlyada Destanı’na konu olan Troya ve Troas bölgesinin binlerce yıllık tarihini bizlere sunmaktadır.
Bu sunumu bizlere bir çok kattan oluşan, girişten yukarıya doğru her katta farklı bir dönemi sergileyerek sunmaktadır. Bunlar:
- Giriş: Troas bölgesi arkeolojisi, arkeometrik tarihleme yöntemleri ve arkeoloji terimleri interaktif görsellerle anlatılır.
- Tunç Çağı: Troya’nın en görkemli dönemlerine ait zanaat ürünleri, madeni aletler ve gündelik eşyalar sergilenir.
- İlyada Destanı ve Troya Savaşı: Homeros’un dizeleri, savaş betimlemeleri ve kahramanların hikayeleri sunulur.
- Antik Dönemde Troas ve İlion: Roma ve Hellenistik döneme ait heykeller, yazıtlar ve sikkeler yer alır. Dardanos Aphrodite Heykeli bu katın en nadide parçalarındandır.
- Doğu Roma ve Osmanlı Dönemi: Bölgedeki Türk ve Bizans yerleşimlerine ait çömlekler, sikkeler ve mezar taşları bulunur.
- Arkeoloji Tarihçesi & Troya’nın İzleri: Troya hazinelerini yurt dışına kaçırılma hikayesi ve kazıların geçmişi belgelerle bize aktarılır.
Bu arada fotoğrafta arkamda duran tekne, Homeros’un Odyssey destanındaki deniz yolculuğunu simgelemek için deneysel arkeolojiyle inşa edilen teknesidir.
Destanların En Ünlü Sembolü: Truva Atı



Efsanelerde geçen Truva atının güncel bir yorumu, Troya ören yerinde bulunmaktadır. Troya Müzesi’ni gezdikten sonra ileride bizi karşılıyor. Yabancı birçok turistin uğrak noktası olmuş önemli bir figür. İçerisine girilmiyordu ama dışarıdan heybetiyle de etkilemeye yeterliydi.
2004 yılında çıkan Truva filminde kullanılan bir Truva Atı figürü daha var. O da Çanakkale il merkezinde kordon boyunda sergileniyor.
Toprağın Altında Yatan 5 Bin Yıl: Troya Ören Yeri



Gezdiğimiz tüm bu antik kentler denize kıyısı olması ve stratejik konumu açısından harika yerlere inşa edilmişler. Avrupa ve Asya kıtalarını birbirinden ayıran boğazda yer alan Troya’nın tarihi kalıntıları ve deniz manzarası gerçekten harika.
Burası İlyada Destanı’nda bahsedilen Troya Savaşı’nın yapıldığı yer olarak biliniyor ve tarihi MÖ 3000 yılına kadar uzanıyor.
Doğu’da Masallar, Batı’da Ağıtlar: Çanakkale’nin Aynadaki İki Yüzü
Bu yaz Çanakkale’nin doğu tarafını gezdik ve binlerce yıllık masalları kalıntılardan dinledik. Batı kısmında ecdadımızın gerçek kahramanlıkları ve başarıları sergileniyor. Çanakkale, bu kadar geniş bir tarihe tanıklık etmiş ve bizlerin de şahit olmasını bekliyor. Bizlerin geriye kalan izlerden dersler çıkarmamızı bekliyor.
Çocukken çokça gitmiş olsam da, şimdiki olgunluğumla en kısa zamanda şehitlikleri de gezmeyi istiyorum. Ulusumun tarihinden ders çıkaran ve tarihini hemen unutmayan bir millet olmasını diliyorum.